Tolkien - Resmi Biyografi Kitabı İncelemesi

Uzun bir süredir J.R.R. Tolkien hakkında biyografi okumayı düşünüyordum, geçtiğimiz yılın son aylarında İş Bankası Kültür Yayınlarından Humphrey Carpenter’ın Tolkien’in ailesinden onaylı* biyografi kitabı bir de Çiğdem Erkal İpek’in çevirisiyle yayımlanınca aradığım motivasyonu yakaladım. İlk fırsatta temin ettiğim kitap kısa bir süre önce elime ulaştı ve bitirip sıcağı sıcağına da incelemesini yazayım dedim. Konuyu iki bölüm olarak yazmayı düşündüm, ilk bölüm daha özet ifadeleri içerirken ikinci bölüm kitaptan alıntılarla bu özet ifadelerin genişletildiği, okurken ilginç gelen, gülümsediğim, şaşırdığım, üzerine düşündüğüm pasajların bir kısmının olduğu bölüm olacak.

*:Onay bilgisinin kaynağı.

Kitap, İş Bankası Yayınları Dünyaya Yön Verenler serisinin 37. kitabı olarak çıkmış bulunmakta. Filozoftan siyasetçiye, müzisyene ve daha birçok alanda büyük öneme ve değere sahip kişileri içeren bu liste kendilerinin mi yoksa hazır bir listeyi mi izliyorlar bilmiyorum fakat her ne olursa olsun Tolkien’in de bu listeye layık görülmesi yayınevine büyük bir sempati duymamı sağladı.

Merak edecekler için Dünyaya Yön Verenler serisinin tamamı
    1. Winston Churchill
    1. John Stuart Mill
    1. Simon Bolivar
    1. Jean-Jacques Rousseau
    1. Immanuel Kant
    1. Charles Darwin
    1. John Locke
    1. Korkunç İvan
    1. Hammurabi
    1. Olof Palme
    1. Gabriel García Márquez
    1. Arthur Rimbaud
    1. Jack London
    1. Budha
    1. Hegel
    1. Leibniz
    1. Afrikalı Leo
    1. Thomas Hobbes
    1. Sarah Bernhardt
    1. Mithradates
    1. Konstantinos Paleologos
    1. Kierkegaard
    1. Beethoven
    1. Caesar
    1. Schopenhauer
    1. Paul Dirac
    1. Benjamin Franklin
    1. Jane Austen
    1. Robespierre
    1. Nietzsche
    1. Bismark
    1. Kubilay Han
    1. I. Faysal
    1. Büyük Konstantin
    1. Descartes
    1. Mozart
    1. Tolkien

Kaliteli bir serinin kaliteli bir devamı olduğunu düşündüğüm kitap aşağıdaki ilk görselde gördüğümüz Tolkien’in merkezde bulunduğu renkli, güzel bir kılıfla birlikte geliyor. Bu kılıfın altındaysa ikinci görselde gördüğümüz daha ciddi ve sade ciltli bir tasarım bulunuyor. Bu birbirinden farklı 2 seçeneğin de bulunması güzel olmuş. Ben renkli kitap kılıfını da ciddi ve sade ciltli halinin tasarımını da beğendim yalnız keşke ciltli tasarımın üzerindeki çizgiler hafif kabartmalı şekilde olsaydı diye düşünmedim değil, kitabın fiyatı bunu talep edebileceğim miktarda diye düşünüyorum. Boyut olarak ideal olan kitabın hamur kalitesini çok beğendiğimi ayrıca belirtmek istiyorum.

Kitabın dış görünüş görselleri:

Kitap kılıfıyla:

Fotoğraflar


Ciltli, yalnız ışıktan dolayı biraz parladılar, normalde daha koyular.

Fotoğraflar



Yazarına gelirsek: Humphrey Carpenter Oxford’da doğmuş ve hayatının çok büyük bir bölümünü Oxford’da yaşayarak yaşamına veda etmiş tanınmış bir yazar ve radyo yayıncısıdır. BBC Radio Oxford, biyografi serisi Great Lives’ı sunduğu BBC Radio 4 yayın yaptığı radyolardan ve bununla birlikte oldukça sevilen ve televizyona da uyarlanan Mr Majeika çocuk kitabı serisinin yazarı. Başka eserleri de olan Humphrey’in bizi daha çok ilgilendiren eserleri ise şunlar:

  • J. R. R. Tolkien: A Biography - 1977
  • The Letters of J. R. R. Tolkien - 1981 Christopher Tolkien’in yardımıyla çıktığı yazan bu kitap Humphrey’in Tolkien’in hayatı ve eserleri üzerindeki hakimliğini ve Christopher Tolkien ile ortak çalışabilecek kadar samimi ve sağlıklı bir ilişkiye sahip olduğunu gösteriyor. Zaten okuduğum kitabın sonunda da kendisine ayrıca teşekkür ediyor ve gönülden yardımda bulunup, evlerinin çatılarındaki evraklar üzerinde çalışabilmesi için 9 ay boyunca haftanın 5 günü evlerine misafir kabul edebilecek kadar yardımsever olduklarını ifade ediyor.
  • The Inklings: CS Lewis, JRR Tolkien, Charles Williams and their Friends - 1978 Bu kitap Oxford’da Tolkien ve arkadaşlarının sonradan devraldığı ve hayatlarında çok önemli bir yer tutan Inklings derneğinin üzerine yazılmış bir kitaptır. Tolkien birçok kişiyle tanıştığı kişi CS Lewis’le de arkadaşlığını bu kulüp vesilesiyle çok geliştirmiş ve Silmarillion, Hobbit, YE gibi yazdığı çoğu eserini ilk olarak bu derneğin toplantılarında yakın arkadaşlarına okumuştur. Tolkien’in hayatında gerçekten önemli bir yer tutar ve emekli olduktan sonra dahi bu günlerinin/ortamlarının özlemini çok duyar. Bu kitap aynı zamanda 1978 yılında Somerset Maugham Award adlı ödüle de layık görülmüştür.
  • W. H. Auden: A Biography - 1981 20. yüzyıl İngilizce edebiyatı üzerinde çok büyük bir etkisi olan ve önemli bir yazar olan W. H. Auden, Tolkien’in hayatı için de önemli bir yer tutar. Tolkien’in öğrencisi olan Auden, yıllar sonra Tolkien’e şöyle yazacaktı:

Size, bir lisans öğrencisi olarak Beowulf’u okumanızın benim içi ne kadar unutulmaz bir deneyim olduğunu söylemiş olduğumu zannetmiyorum. Sesiniz Gandalf’ın sesiydi. - Tolkien kitabı sf. 145

Yazar hakkında tek ama çok büyük bir eleştirim kitap boyunca hiçbir alıntıya, hiçbir yazısına kaynak göstermemiş olmasıdır. Doğrudan Tolkien’in ağzından yaptığı alıntıları belirtmek için tırnak içine alsa da bu ifadelerin kaynağını hiçbir şekilde vermiyor. Bu konuyla ilgili kitabın sonunda ayrı bir bölümde kitaba başladığında bu şekilde değil, tam tersi her alıntıladığı cümleye kaynak göstermeyi düşündüğünü fakat bunun hem akıcılığı bozacağını düşünmesi hem de kaynaklarını gösterse dahi çok büyük bir kısmının yayımlanmamış kaynaklar olması sebebiyle başkaları tarafından ulaşılamayacağından dolayı kitap içinde hiçbir kaynak içermeyecek şekilde yazdığını açıklıyor. Bu kaynaklarını açıkladığı bölümde ayrıntılı bir şekilde kitabı yazarken hangi eserlerden, kişilerden, kurumlardan yararlandığını isim vererek uzunca açıklıyor, özellikle Tolkien ailesinin yardımlarını da vurgulayarak ekliyor. Bu açıklama beni tatmin etmedi çünkü yazıldığı tarihte yayımlanmamış olan birçok kaynak sonrasında derlenerek yayımlanmış olabilir. Her ne kadar kitap boyunca bu durumdan çok rahatsız olsam da kitabın sonunda ayrıntılı bir kimlerden, nelerden yararlandığı açıklaması ve özellikle Tolkien ailesinin ve Christopher Tolkien’in içtenlikle verdikleri izin ve gösterdikleri yardımseverliğin vurgulanması sebebiyle yazılanların sıhhatinin de onaylandığını varsayıyorum. Zaten yanlış bilgiler içerseydi en başta Christopher Tolkien’in yardım etmeyeceği gibi bir de üstüne resmi, yetkili biyografi olarak onaylamayacağına eminim. Bir de Christopher Tolkien’le ortak çalışma olarak yayınladıkları Tolkien’in Mektupları, kendisine Christopher’ın da babasının mektupları konusunda ortak çalışacak kadar güvendiğini gösteriyor.

Bunun haricinde yazar hakkında hiçbir olumsuz düşüncem yok, hatta okurken Tolkien’in hayatına ve eserlerine gerçekten vakıf olduğunu birçok defa düşündüm. Tolkien’in bir hobi olarak İngilizce fakat farklı alfabelerde yazdığı günlüklerini dahi incelemiş kendisi.

Çevirmene gelirsek: Açıkçası bu kitabı almadan önce incelerken çevirmen olarak Çiğdem Erdal İpek’in olduğunu görünce incelememi sonlandırıp almaya karar verdim. Hem Metis Yayınlarından çıkan Tolkien kitaplarının son derece memnun olduğum çevirileri hem de Orta Dünya sitesi adına kendisiyle yapılan şu röportajdan tanıdığım kadarıyla Çiğdem Erkal İpek’in Tolkien ve eserleri konusundaki hassasiyetinin sonucu olarak çevirinin son derece kaliteli olacağını düşündüğüm kitap, daha elime ulaşmadan bir heyecan duymamı sağladı. Kitapta Tolkien’in ilk yazmaya başladığı şiirlerinden sonraki yazdıkları şiirlere kadar da birçok şiir var ve bunlar da çevrilmiş.

Bu uzunca girizgahdan sonra kitabın içeriğine gelecek olursak: Ben kitabı son derece beğenerek ve elime aldığımdaki ilgimi hiç kaybetmeden okudum. Şunu çok rahat söyleyebilirim ki Tolkien hakkında bugüne kadar kısa yazılar, haberler ve duyumlardan elde ettiğim bilgilerin birçoğunun yanlış, hatalı, eksik olduğunu ve bildiğimden çok daha fazla da bilmeyi isteyeceğim ama bilmediğim bilgiler olduğunu fark ettim. Tolkien’in anne ve baba taraflarını soylarıyla birlikte anlatarak başlayan kitap kısa bir süre annesi ve babasının hayatları odağında ilerliyor. Yazar, Tolkien’in büyümesiyle birlikte odağa alınan hayatını küçüklükten itibaren gerek alıntılarla gerek de kimi zaman tüm hayatına olan hakimliğinin getirdiği bakış açısıyla önemli gördüğü, sonradan belli birtakım kazanıma dönüşecek, değer kazanacak ayrıntılara yönelik yorumlarıyla akıcı bir üslupla anlatıyor. Kitap Tolkien hakkında merak ettiğiniz, aklınıza takılan, belli bir konuda bir iki duyuma sahip olduğunuz ama içeriğine vakıf olmadığınız hatta belki fark etmeseniz de okurken aa evet bu konu da önemli diye düşüneceğiniz hemen her konuyu işleyerek tatmin olmanızı sağlıyor. En azından ben kitabı bitirdiğimde, keşke şu konu biraz daha ayrıntılı anlatılsaydı, keşke bu yönü hakkında biraz daha bilgi verilseydi tarzında bir düşünceye sahip değildim. Tabii bunu birçok konuyu ayrıntıya girmeden özetleyerek de yapmıyor, gerekli olan her ayrıntının kitap ismine, kurum ismine hatta gerekiyorsa eser içeriğine kadar verildiğini hissettim diyebilirim. Kitabın sonunda da Tolkien’in Yayınlanmış Yazıları adlı çok hoşuma giden bir bölüm var. Yazıların tarihi, içeriği ve bulundukları kaynaklar ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş.

Kitabın sadece Tolkien’in hayatından ibaret olmayan gerçekten zengin bir içeriğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Tolkien’in hayatı okunurken aynı zamanda:

  • Orta sınıf bir İngiliz ailesinin günlük yaşantısını, hayat gayelerini, kendilerini konumlandırdıkları kültürü, ekonomik durumu.
  • Hristiyanlık ve mezhepleri hakkında birçok bilgiyle beraber mezhepler arasındaki farkları ve çatışmaları, hatta bunun doğrudan Tolkien’in hayatından örnekleri.
  • Bizim kültürümüzde benzeri görülmeyen vasiliği.
  • Dünya savaşlarının farklı sınıflardan nasıl anlamlandırıldığını ve yarattığı kayıpları
  • İngiltere coğrafyası, iklimi.
  • Oxford’un eğitim sistemi, öğrenci tipleri, sosyal aktiviteleri
  • ve daha sayamayacağım birçok konu hakkında bilgi, akış bozulmadan ve sıkıcı olmayan bir şekilde öğrenilebilir.

Peki bu kitabı okursak Tolkien hakkında ne öğrenebiliriz?

Öncelikle yukarıda bahsettiğim gibi ben kitabı bitirdiğimde eksik, yetersiz olduğunu düşündüğüm bir konu yoktu. Bununla beraber hepsini sayamayacak olsam da:

  • Tolkien’in dillere karşı ilgisinin ne zaman ve nasıl başladığı.
  • Mitolojisine ilk ne zaman ve neden başladığı.
  • Dile ilgisinin mi yoksa mitolojiye ilgisinin mi önce geldiği.
  • Kimlerden ve ne kadar etkilendiği ve özgün yanları.
  • Savaş anıları ve savaş hakkındaki düşünceleri.
  • Az da olsa siyasi düşünceleri.
  • Dini konulardaki düşünceleri, yaşamı ve dinin eserleri üzerindeki etkisi ve konumu.
  • Quenya ve Sindarin dillerinin kökenleri, oluşumu.
  • Belki en önemlilerinden biri, Tolkien’in yarattığı evrene karşı kendini nasıl konumlandırdığı.
  • Mitolojisini oluşturma amaçları ve bu mitolojinin aidiyeti.
  • Tolkien’in son derece naif, eğlenceli, şakalaşmayı, içki içmeyi seven renkli kişiliği(kişiliği hakkında çok daha fazlası tabii).
  • Özellikle kendi cinsiyeti özelinde son derece sosyal biri olan Tolkien’in kendi hayatını, eserlerini ve aynı şekilde arkadaşlarının hayatını ve eserlerini de etkileyen çok önemli arkadaşlıkları.
  • Tolkien’in yarattığı mitolojiden ve eserlerinden ayrı olarak dahi çok büyük bir filolog olduğu ve bu konularda ciddi bir etkiye sahip olduğu. Ki aldığı birçok ödülün içinden belki de onu en çok mutlu eden ödülü, Oxford Üniversitesi Edebiyat Doktoru unvanının verilmiş olması ve bu unvanın ona Yüzüklerin Efendisi’nden değil de filolojiye katkılarından dolayı verilmiş olduğu açıkça belirtilmiş.
  • Karısı ve çocuklarına ne kadar değer verdiği, sevdiği ve onlarla olan ilişkisi
  • Ve sayamayacağım daha birçok konu hakkında, kendi fikrime göre Tolkien’in eserlerine gönül vermiş herkesin çok ilginç bulacağı, gülümseyeceği, şaşıracağı, üzerine düşüneceği birçok bilgiyi bu kitapta bulabiliriz.

İncelememin ilk bölümünü burada sonlandırıyorum, bu bölümün amacına gelecek olursam ben kitabı beğendim, okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. İkinci bölümünde kitabı okurken ilgimi çeken, şaşırdığım, gülümsediğim, üzerine düşündüğüm, bağlantılar kurduğum birçok alıntı yapacağım. Hem kitap incelemesi hem de Tolkien hakkında bilgilendirici bir bölüm olacak diyebilirim.

Öncelikle Tolkien’in biyografi türü hakkında görüşü:

Ben Tolkien’in biyografi konusundaki düşüncelerine katılmıyorum. Ne yazarın yazdıkları kadar ne de yazdıklarının yazabileceği kadar olduğunu düşünüyorum. Yazarın, düşünürün hayatının en çok felsefi metinler için önemli olduğunu düşünsem de edebi metinler için de önemli olduğunu düşünüyorum. Christopher Tolkien ve ailesi de öyle düşünmüş olacak ki bu biyografi kitabı için ellerinden geleni yapmışlar.


Şimdi Tolkien için mitolojisi ve evreni ne anlama geldiğine ve kendisini nerede konumlandırdığına dair alıntılar yapacağım. Kitapta en ilgimi çeken konulardan biriydi bu. Çünkü Tolkien bir anlamda mitolojisinin “gerçek” olduğunu ve kendisini de mitolojinin, evrenin yazarı, yaratıcısı olarak değil adeta bir kaşifi ve mevcut olan mitleri, efsaneleri araştıranı, derleyeni, yazıya dökeni olarak görüyor. Adeta Homeros’un yapmış olduğu gibi araştıran, derleyen kişiymiş gibi.

Tolkien için mitolojisi ve evreni ne anlama geliyordu ve kendisini nerede konumlandırıyordu?

Bu pasaja ise biraz bağlam verecek olursam, bu ifadelerin geçtiği sırada Tolkien ve bir arkadaşı, daha Hristiyan olmak konusunda kararsız olan Lewis’le inanç muhabbeti yapıyorlar.

Tolkien kitabı sf. 167-168:

Ama, dedi Lewis, mitler yalandır, gümüşten nefeslenen yalanlar da olsalar.
Hayır, dedi Tolkien, yalan değillerdir.
Ve Magdalen Korusu’nun koca ağaçlarının rüzgarda eğilmekte olan dallarını kast ederek başka bir tartışma konusu açtı. Ağaca ağaç dersin, dedi, ve kelime hakkında daha fazla düşünmezsin. Ama birisi ona bu ismi vermeden önce o “ağaç” değildi. Yıldıza yıldız dersin ve bunun matematiksel bir yörünge boyunca hareket eden bir madde küresi olduğunu söylersin. Ama bu sadece senin onu nasıl gördüğündür. Nesnelere isim vererek ve onları açıklayarak sadece onlar hakkındaki kendi ifadeni bulmuş olursun. Nasıl söz, nesne ve fikirler hakkında bir buluş ise mitoloji de hakikat hakkındaki buluşlardır. Tanrı’dan geldik (diye devam etti Tolkien) ve kaçınılmaz olarak bizler tarafından örülen mitler, hataları da olsa, gerçek ışığın, Tanrı ile bir olan ebedi hakikatın parçalanmış kırıntılarını yansıtacaktır. Aslında insanoğlu cennetten kovulmadan önce bildiği o mükemmellik mevkiine ancak mitleri yaratarak, ancak bir “ikincil yaratıcı” olarak ve hikayeler icat ederek talip olabilir. Mitlerimiz sapmış olabilir ama dümenlerini her ne kadar titrek de olsa gerçek limana doğru kırmışlardır; öte yandan materyalistik “ilerleme”, ağzını açmış bekleyen cehennem çukuruna, şerrin gücünün Demir Tacına doğru gitmektedir.

Tolkien kitabı sf. 97:

Ayrıca burada rol alan üçüncü bir öğe daha vardı: İngiltere için bir mitoloji yaratmak. Üniversite öğrenciliği yıllarında Fince Kalevala hakkında yazarken bu konuda ipucu vermişti: “Keşke daha fazlası kalmış olsaydı-İngilizce ait bu tarz bir şey.” Bu fikir sonunda muazzam bir orana ulaşıncaya kadar büyümüştü. Tolkien, yıllar sonra hatırladığında bunu şöyle ifade ediyor: “Gülmeyin! Fakat bir zamanlar (artık süngüm çoktan düştü) daha engin bir seviyede, evrenin varoluşu seviyesinden tutun da romantik peri masallarına kadar olan bir yelpazeyi kapsayacak belli bir oranda birbiriyle bağlantılı bir efsaneler bütünü yaratma niyetim vardı. Burada daha engin olan seviye, dünyevi olan daha küçüğünün üzerine tesis edilecek, daha küçük olanı ise görkemini engin bir zeminden alacaktı. Bu yarattığımı da sadece İngiltere’ye, ülkeme ithaf edecektim. Bunun benim arzu ettiğim bir üslubu ve niteliği olmalıydı, biraz abartısız ve belirin. Bizim “havamızı” (Kuzey Batı’nın iklim ve toprağını, yani İtalya veya Ege ve Doğu hiç değil de, Britanya ile Avrupa’nın bu taraftaki bölümlerini) hatırlatan. Bir yandan da (eğer başarabilirsem) kimilerinin Keltik dediği (ki kadim Keltlere ait gerçek şeylerde bu pek bulunmaz) o tarifi zor, hoş güzelliğe sahip olurken bir yandan kötü şeylerden kurtulmuş, “yüce” olmalıydı. Ayrıca şiire çoktan doymuş toprakların erişkin dimağına da layık olmalıydı. Büyük sayılacak öykülerin bazılarını tüm haşmetiyle yazacaktım, birçoğunu da sadece taslak halinde bırakacaktım. Tüm parçalar soylu bir bütüne bağlı olmalı ama yine de resim, müzik ve dramayla uğraşan diğer dimağlar ve eller için alan bırakmalıydı. Saçma.”
Kavram mantıksızca azametli görünse de Fransa’dan dönünce Tolkien bunu yapmaya karar vermişti. …Ucuz bir defterin kabına mavi kalemle mitolojik dizisi için seçtiği başlığı yazdı: “Kayıp Öyküler Kitabı”. Defterin içinde zamanla Silmarillion olarak tanınacak eseri oluşturmaya başladı.

Bu başlık altında daha alıntılayabileceğim birçok pasaj var fakat kitabın da sihrini kaçırmamak için tadı damağınızda kalacak şekilde bırakıyorum. Bu pasajlar alıntı olduğu için doğal olarak bağlamın net olmaması sebebiyle anlam sorunu yaşayabilirler, kitap okunduğunda çok daha net anlaşılabilir.

Bu alıntı da babasının eserlerine çok büyük değer veren ve emek harcayan Christopher Tolkien hakkında sımsıcak bir alıntı:

Tolkien her ne kadar eserlerinde birçok savaşı işlese de savaşa karşı tutumu destekler, olumlu değil. Asker olarak katıldığı bir cepheden eşine yazdığı bir mektuptan:

İsimlerin oluşturulma süreci:

Tolkien’in eğlenceli ve sosyal kişiliği hakkında çok hoşuma giden bir pasaj:

Tolkien’in mükemmelliyetçiliği hakkında Lewis’in ifadeleri:

Bu konuda bir başka pasaj da şu:

Bu da bana ilginç gelen pasaj:

Okurken güldüğüm bir başka pasaj:

Tolkien kitabı sf. 246

1950 yılından beri Tolkienlerin oturdukları Holywell Caddesi’ndeki ev belli özelliklere sahip bir evdi ama bütün gün ve gecenin ciddi bir bölümünde yanından akıp geçen motorlu araç trafiğiyle neredeyse dayanılmaz bir hal almıştı. “Bu tatlı ev,” diye yazmıştı Tolkien, “yaşanmaz, bir hale geldi: Uyunabilemez, çalışılabilemez, gürültüden sallanıp duran, dumanda boğulan bir yer. Çağdaş yaşam dedikleri böyle bir şey işte, Mordor içimizde.”

:D

Bu da Tolkien’in Christopher’a Y.E’nin yazılığı süreci hakkında yazdığı ilginç bir mektup:

Tolkien’in hayranlarının tutumları hakkında düşüncesi:

C. S. Lewis ve dostlukları hakkında da birçok not aldım fakat arada tartışsalar ve eski samimiyetlerini kaybetseler dahi birbirlerine karşı dostluklarını çok güçlü bir şekilde ifade eden şu pasajı paylaşacağım:

Sonlara yaklaşırken, burada anlattığı büyüye tüm benliğimle kapıldığımı ve sanatın başarılı olduğunu ifade etmek istiyorum:

Ve konuyu, uzun süren ve Tolkien’i çokça uğraştıran yayınevi, basım mevzularının nihayete erip basımın gerçekleşeceği zamanın yaklaşması üzerine bana çok dokunaklı gelen bir ifadesi ve sonrasında da Tolkien’in insan hakkında yazdığı bir şiirler sonlandırıyorum, esenlikler dilerim:

İnsan gönlü yalanlardan oluşmaz da, o tek
İrfan Sahibinden alır biraz irfan ve hatırlar Onu
yine de. Artık çoktan yabancılaşmış olsa da İnsan
ne tam olarak kaybolmuş, ne de değişmiştir tam olarak.
Gözden düşmüş olsa da daha inmemiştir tahtından,
ve saklar daha, bir zamanlar sahip olduğu beylik kırpıntılarını:

İnsan, ikincil Yaratıcı, tek bir Beyaz’dan çıkıp da
nice renge ayrılan ve ilerleyerek akıldan akla canlı biçimlerde
ebediyen yeniden birleşen kırılmış ışığın içinden geçtiği.
Tüm kuytularını dünyanın Elfler ve Goblinlerle doldursak da,
Tanrılarla onların karanlıktan ve nurdan evlerini cüret etsek de
yaratmaya ve ejderhaların tohumlarını da eksek, bu bizim hakkımızdı
(iyi ya da kötü kullanılmış olsun). Yok olmadı bu hakkımız:
devam ediyoruz yapmaya, kendi yapıldığımız nizamla.

J.R.R. Tolkien

Not: Bu yazı, Orta Dünya sitesinde yazdığım bir yazıdır.

2 Beğeni